17 Nisan 2013 Çarşamba

hic bakkaldan manavdan dut almıslıgım yoktur zaten. dedem öldu, agac kurumus, o zamandan beridir dut yemedim. (bunu bi yerlere yazmısım gibi bi his var icimde ama neyse)
---------

topladıkça kokusunu verir dut ağacı dallarından. bekler ki sen onları toplayarak buda. o sana en güzel yönünü öyle göstersin. hani insan gibi bir yerde. meyvesini toplayıp ilgi gösterirsen daha da güzel kokuyor sana. hepimiz oturduk ve muhabbetimizle şenlendirdik o dut ağacını o gece. meyvelerini yedik o bonkör dallarından. karşılıklı bir alışveriş gibiydi. şimdi hep yerlere dökülüyor o dutlar. kimse de toplamıyor. muhabbet de yok. tadı yok eski yemelerin, sevmelerin.
-----------
eskilerin, yapraklanmasıyla daha hafif giyinilmesini, yapraklarını dökmesiyle beraber de daha sıkı giyinilmesini salık verdikleri ağaçtır.
--------
çınar,selvi, ardıç ile birlikte orta asya'dan beri türk kültüründe önemli kutsal ağaçlardan biri.

özellikle heterodoks islamda alevi-bektaşi inancında oldukça önemli bir yere sahiptir. hacı bektaş veli türbesi'nden tutun balkanlardaki bektaşi tekkelerine kadar bektaşi tekkelerinin içinde mutlaka dut ağacı bulunmaktadır. dut ağacını ahmed yesevi'nin anadolu'ya attığı inancı vardır. diğer dut ağaçları da hacı bektaş veli'nin asasından yayılmıştır. buna göre dut ağacının olduğu yer tekke kurmak için doğru bir yerdir.
----------
bir sürü fotoğraf karesi...
küçük bir bebeğim,sanırım 1 yaşıma girmek üzereyim ya da yeni girmişim,demek ki yıl 1982,anneannemin bahçesi,heybetli dut ağacının altına serilmiş pikenin üzerinde oturuyorum,üzerimde sadece bebeklerin giydiği çıtçıtlı badilerden var,demek ki sıcak bir yaz günü...

ilkokuldayım,mahalle çocuklarıyla adına klüp dediğimiz,dut ağacının altında,zerrin'nin babasının yaptığı ahşap küçük masamız ve bir iki küçük tabureden oluşan
kendi alanımızdayız,hazırladığımız tiyatro oyununu sergiliyoruz mahallenin büyüklerine...

ne küçük bir çocuk ne yetişkin olunmayan o sıkıcı yaşlardayım,yine birilerine sinirlenmişim,dut ağacının altında ağlıyorum,dedem artık yok,onu özlüyorum,bu ağaç onun için önemliydi,çok emek verdi,bu ağacın altında olmak beni rahatlatıyor...

20 li yaşların başındayım,anneannemdeyiz,kuzenimle çocukluğumuzun geçtiği bahçeye çıkıp fotoğraf çekinmeye karar veriyoruz,keşke diğerleride olsaydı,tüm kızlar ve tek erkeğimiz,neyse ne yapalım sadece ikimiz varız.ah tabii ki şu eski demir kapının önünde,anneannemin penceresinin altında,aa hadi deli hüzeyin'de burada, onunla da,arka bahçeee,dut ağacı, tabii ki onun da altında...çocukluğumun devasal bahçesi birazcık küçülmüş mü ne?ben mi büyüdüm yoksa?ama koskoca dut ağacım,dedemden yadigarım hala çok büyük...

20 li yaşların sonundayım,anneannemdeyim,bu kez kucağımda bebeğim var,henüz lohusayım,ağlıyorum,perdeler sıkı sıkı kapalı,ben geldiğimde bir daha hiç açılmayacak,'üzülme'diyor anneannem ama kendi gözleri dolu dolu,'nasıl kıydılar bilmiyorum, üst kattakiler öyle insanlarda değillerdiki,aman kızım bi olay çıkmasın şimdi,çıkma yukarıya,yok yok şikayet etme,susalım biz,olan olmuş,boşver'diyor anneannem...bir daha hiç bakmıyorum pencereden arka bahçeye, hiç çıkmıyorum,çocukluğumun büyülü bahçesini o ağaç yokken görmek,hatırlamak istemiyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder